Lema Sendromu

Lema Sendromu Nedir?

Lema sendromu, Stockholm Sendromunun tersi olarak tanımlanabilir. Stckholm Sendromunda, rehineler, kendisini rehin alanlara karşı duygusal bağlılık kazanırken, Lema Sendromunda, esir alan kişiler rehinelerine karşı bağlılık duymaya başlar. Bu durum, insanları rehin alanların ( genellikle sert psikolojik ya da psişik suistimallere karışan kişilerin), rehinelerinin / mağdurların isteklerine gerçekten sempati duyduklarında ortaya çıkar.

Tıpkı Stokholm Sendromu örneğinde olduğu gibi, Lima Sendromu da Peru, Lima’da, siviller de dahil olmak üzere Japon büyükelçiliği mensuplarının rüşvet aldığı bir toplantıda rehin alma olayından sonra teşhis edilmiştir. Toplantıda, Tupac Amaru Devrimci Hareketi’nin 14 üyesi (kısaca MRTA) Japon elçiliği binasında düzenlenen bir partide yüzlerce insanı rehin almıştı.

Rehine krizinden birkaç gün sonra, militanlar esirlerin çoğunu serbest bıraktılar.Çünkü bir operasyon halinde rehinelere zarar veremeyecek duruma gelmişlerdi. Bunun gerçekleşmesinin birkaç nedeni var. Belki de kaçıranlardan bir veya daha fazlası plana katılmıyordu veya masumlara zarar vermek istemiyorlardı . Belki de kötü adam, mahkumunu kilitli tutmaya kıyamadı. Ya da belki de vicdanının sesini dinledi ve gerekli olanı yaptığına kanaat getirdi.

Bu kişi aynı zamanda, esirlerle ilgilenme, onlara yiyeceklerini getirme ya da yaralarını iyileştirme konusunda da sorumlu olan kişi olabilir ve bu nedenle de duygusal bağ kurarak onların gerçekten iyi durumda olmalarını istemiş olabilir. Ya da mahkumlardan birinin ilham verici ve sempati eğilimli olması olabilir . Bu karakter türüne özel bir örnek için “Hamile Rehine”‘ye bakabilirsiniz .

Duygular, suçlu ile esirleri arasında karşılıklı olarak yaşanıyorsa, iki kişi el ele gider.

Bu sendromla ilgili gelişmeler 17 Aralık 1996 ile 22 Nisan 1997 arasında yaşanmaya devam etti.

Lema Sendromunun Tedavisi

Lema Sendromunun tedavisi de Stockholm Sendromunun tedavisiyle aynıdır. Lema sendromuna maruz kalan kişilere geçmişte maruz kaldığı kötülükler konusunda psikoterapi uygulanmalıdır.Ayrıca eksikliğini duyduğu sosyal-duygusal ilişkilerle ilgili de terapi yapılmalı, hastanın insanlarla ilişkilerini geliştirme yönünde tedavilere başvurulmalıdır.

Tedavi süresince hastanın ailesi gibi sürekli yakınında bulunan kişiler bilinçlendirilmeli ve hastayla aralarındaki sevgi ve güven bağı tazelenmelidir. Ancak bunu yaparken hastaya baskı kurmaktan özellikle kaçınmak gerekir.