Bağımlı Kişilik Bozukluğu ( Astenik Kişilik Bozukluğu )

Bağımlı Kişilik Bozukluğu Nedir ?

Bağımlı kişilik bozukluğu astenik kişilik bozukluğu olarak da bilinir. Hastanın temelde aşırı özgüven kaybı nedeniyle hayatını kendi başına idare ettirememesi ve başkalarına tamamen bağımlı hissetmesi olarak ortaya çıkan bir psikolojik rahatsızlıktır.Erkeklerde ve kadınlarda eşit olarak görülür, genellikle genç erişkinlikte ya da daha sonra önemli yetişkin ilişkileri formu olarak görünür hale gelir.

Bağımlı Kişilik Bozukluğu Belirtileri

Bağımlı kişilik bozukluğunun belirtileri, öncelikle, kişinin, uzun süredir devam eden ilişkilerinden kopma ve kendisi için önemli bireylerden ayrılma ya da terk edilme korkusunu içerir. Bu durum, kişinin, terk etmesinden korktuğu kişiler üzerinde yoğunlaşmasına, bağımlı ve itaatkâr davranışlarda bulunmasına yol açar. Bağımlı davranış, bireyin kaybetmekten korktuğu kişilere odaklanmaması halinde onları kaybetmesine yol açacağı düşüncesi ve bireyin onlarsız yaşayamayacağı düşüncesinden kaynaklanır. Bu sebeple de onlara tutunma ve onları kaybetmeme çabası içindedir.

Bağımlı kişilik bozukluğu olan bireyler genellikle kötümserlik, kendinden şüphe duyma, yeteneklerini ve varlıklarını küçümseme eğilimi gösterirler ve sürekli olarak kendilerini “aptal” olarak ifade edebilirler. Kendileri hakkında eleştiri duymak isterler ve değersiz olduklarının kanıtı olarak bunu kullanıp kendilerine olan inançlarını kaybederler. Başkalarından aşırı koruma ve hakimiyet isteyebilirler. Bağımsız inisiyatifin gerekli olması halinde günlük yaşamın düzenli faaliyetleri bozulabilir. Sorumluluk pozisyonlarından kaçınabilirler ve kararlarla karşı karşıya kaldıklarında endişeli olabilirler. Sosyal ilişkiler, bireyin bağımlı olduğu az sayıdaki insanla sınırlıdır.

Çocukluk veya ergenlikte kronik fiziksel hastalık veya ayrılık anksiyetesi bozukluğu, bireyi bağımlı kişilik bozukluğunun gelişimine yönlendirebilir.

Bir kişilik bozukluğu, kişinin kültürünün normundan sapan içsel deneyim ve davranışların kalıcı bir şeklidir. Durum, aşağıdaki alanlardan ikisinde ya da daha fazlasında görülmektedir: biliş; etkilemek; kişilerarası işlevsellik; veya dürtü kontrolü. Kalıcı örüntü, çok çeşitli kişisel ve sosyal durumlarda yaygındır. Genellikle sosyal, iş veya diğer işleyiş alanlarında önemli sıkıntılara veya bozulmalara yol açar. Stabildir, uzun sürelidir ve başlangıcı erken yetişkinlik veya ergenliğe kadar izlenebilir.

Bağımlı kişilik bozukluğunun ise diğer belirtileri şunlardır:

Bağımlı kişilik bozukluğu, “odaklanma davranışına” yol açan ve genellikle erken yetişkinlik dönemiyle kendini gösteren yaygın bir korku ile karakterizedir. Aşağıdaki belirtilerin çoğunu içerir:

Diğerlerinden aşırı miktarda tavsiye ve reasürans olmaksızın günlük kararlar vermekte zorluk çekmek
Hayatının en önemli alanlarından başkalarının sorumluluk almasını istemek
Destek veya onay kaybından korktuğu için başkaları ile bir konuda zıt fikirlere sahip olamamak
Projeleri başlatmakta veya kendi başına bir şeyler yapmakta zorluk çekmek (motivasyon veya enerji eksikliğinden ziyade yargı ve yeteneklerde özgüven eksikliği nedeniyle)
Başkalarından nezaket ve destek almak için aşırılıklara başvurmak , karşısındakini memnun etmek için hoş olmayan isteklere bile boyun eğmek
Kendini önemsememenin abartılı korkuları yüzünden yalnız ya da çaresiz hissetmek
Yakın ilişki sona erdiğinde acil olarak bakım ve destek kaynağı olarak başka bir ilişki aramak.
Kendiyle ilgilenmekten ve kendine bakmaktan korkmak

Çoğu kişilik bozukluğu gibi, bağımlı kişilik bozukluğu tipik olarak yaşla birlikte yoğunluğun azalmasına neden olur, çoğu insan 40’lı veya 50’li yaşlarda olduğu zamana kadar en aşırı semptomlardan birkaçını yaşamaktadır.

Bağımlı Kişilik Bozukluğu Teşhisi

Kişilik bozuklukları, uzun süredir devam eden ve kalıcı davranış kalıplarını tanımladıklarından, çoğunlukla yetişkinlikte teşhis edilirler. Çocukluk veya ergenlik döneminde teşhis edilmeleri nadirdir, çünkü bir çocuk veya genç sürekli gelişim, kişilik değişiklikleri ve olgunlaşma altındadır. Bununla birlikte, bir çocukta veya gençte teşhis edilirse, özellikler en az 1 yıl boyunca mevcut olmalıdır.

Bağımlı kişilik bozukluğu, genel nüfusun yüzde 0,5 ila 0,6’sında teşhis edilir.

Bağımlı kişilik bozukluğu , diğer kişilik bozuklukları gibi tipik olarak bir psikolog veya psikiyatrist gibi eğitimli bir ruh sağlığı uzmanı tarafından teşhis edilir. Aile hekimleri ve pratisyen hekimler bu tip bir psikolojik tanı koymak için genellikle eğitimli veya iyi donanımlı değildir. Bu nedenle, başlangıçta bir aile hekimine bu sorun hakkında danışabilirken, sizi teşhis ve tedavi için bir ruh sağlığı uzmanına yönlendirmelidirler. Bağımlı kişilik bozukluğunu teşhis etmek için kullanılan laboratuvar, kan veya genetik test yoktur.

Bağımlı kişilik bozukluğu olan pek çok kişi tedaviye başvurmaz. Genel olarak kişilik bozuklukları olan kişiler, rahatsızlık yüzünden hayatları önemli ölçüde etkilenmeye başlayana kadar tedaviyi aramazlar. Baş etme kaynakları, stres ya da diğer yaşam olaylarıyla uğraşmaktan dolayı yorulduklarında ve yıprandıklarında tedavi aramaya yönelirler.

Bağımlı kişilik bozukluğu tanısı, bir ruh sağlığı uzmanı tarafından semptomlarınızı ve yaşam öykünüzü burada listelenenlerle karşılaştırarak yapılır. Belirtilerinizin bir kişilik bozukluğu teşhisi için gerekli kriterleri karşılayıp karşılamadığına karar verilir.

Bağımlı Kişilik Bozukluğu Tedavisi

Tedavinin ana amacı, hastaların kendilerine daha iyi bakabilme konusunda özgüven sağlamaktır . Tedavi, bir insanda özerklik duygusu getirebilmelidir, böylece güvende ve korunmuş hissetmek için başka birine ihtiyaç duymaması gerekir. Bunun için birçok farklı yaklaşım ve tedavi vardır. Bunlar aşağıdaki gibi belirtilmiştir.

Psikoterapi

Psikoterapi muhtemelen bu kişilik bozukluğunun tedavisi söz konusu olduğunda yararlı olduğu kanıtlanmış en etkili tedavi seçeneğidir. Aşağıda, tedavi amaçlı kullanılan birkaç (çeşitli) terapi yer almaktadır.

Adlerian Terapi

Bu terapide, terapist hastanın hedeflerine ulaşmasına yardımcı olmak ve bazı durumlarda hastanın geçmişteki performanslarına göre daha iyi performans göstermesi için aile öyküsü hakkında bilgi toplamaya çalışır. Bu hedefler, hastanın toplumda eşit hissetmesini teşvik etmek için belirlenir. Terapist ve hasta birlikte çalışırlar ve hastanın  kolay ve zor elde edebileceği hedefler koyarlar. Bu hedeflerin, hastanın evlilik yaşamını, sosyal yaşam tarzını, ebeveynlik tarzını ve hatta madde bağımlılığını etkileyeceği akılda tutmaktadır. Terapist ve hasta arasında birlikte çalışma yapılarak hastayı bu hedeflere ulaştırmak için bir ekip çalışması yürütülür.

Bilişsel Davranışçı Terapi

Bu terapi, kişinin, durumun ardındaki temel neden olan belirli davranış sorunlarını ve inançlarını aşmasına yardımcı olur. Bunun bir örneği, hayatta bağımsız kararlar alamayacakları inancıdır. Koçluk, gevşeme teknikleri, öz-yönetim ve kontrol, bilişsel yeniden yapılandırma gibi çeşitli yaklaşımlar, faydalı olabilir. Bu terapinin temel amacı, kişinin davranışını yeniden yapılandırmaya odaklanmak ve anormal davranışının, yanlış öğrenmenin bir sonucu olduğuna ikna olmasını sağlamaktır.

Gerçeklik Terapisi

Adından da anlaşılacağı gibi, bu terapi hastanın gerçekliğe odaklanmasını sağlar ve gerçek dünyada yaşamak için kendi kendine yeterli olmasını sağlar. Terapist, hastanın ne zaman ve niçin belirli bir şekilde davrandığını değerlendirmesini sağlar. Bu, terapistin hastayı anlamasını ve ona karşı gerçeklerle yüzleşmesini çok daha etkili ve özgüvenli bir şekilde yapmasına yardımcı olur.

Gestalt Terapisi

Bu terapinin ana odağı, hastanın kendi problemlerini fark etmesine ve tanımlamasına yardımcı olmak ve bu problemlerin kurbanı olmaktan nasıl kurtulabileceğini öğretmektir. Hastalar kişisel sorumluluklarının farkındadır. Farkındalık ve pozitif aydınlanma, bu tedavinin ana odak noktasıdır, böylece hastalar başkalarına bağımlı değildir, kendileri ve aileleriyle ilgilenirler.

Fark ettiyseniz, bağımlı kişilik bozukluğu tedavisi için kullanılan tüm terapiler, hastalara bireysel sorunlarını sistematik olarak gerçekleştirme ve bunları çözmeye yönelik çalışmalara odaklanır. Odaklanmanın tüm engelleri ortadan kaldırmaya ve güçlü ilişkiler kurmaya yöneldiği grup terapileri, aile ve evlilik terapisi gibi terapilerin bu bozukluğu tedavi etmede de büyük yardım olduğu kanıtlanmıştır.

İlaçlar

Psikoterapinin bağımlı kişilik bozukluğunu tedavi etmede en etkili yöntem olduğu düşünülse de, ilaç tedavisi uzun vadede yardımcı olabilir. Bu bozukluğa sahip insanlar da depresyona girdiği için, antidepresanlar yardımcı olabilirler, ancak bu insanların ilaç bağımlılığına sebebiyet vermemek için bu yöntemden olabildiğince kaçınılmalıdır.