Önyargının Zararları

Önyargı Nedir ?

Önyargı bir şeye veya birine karşı tahmin odaklı düşüncelerdir. Bazı önyargılar olumlu ve faydalıdır.Örneğin; yalnızca sağlıklı kabul edilen yiyecekleri yemeyi seçmek veya bilerek başkasına zarar vermiş birinden uzak durmak gibi. Ancak önyargılar, bir bireyin veya durumun fiili bilgisinden ziyade çoğunlukla kalıplaşmış klişelere dayanmaktadır. Olumlu veya olumsuz olsun, bu bilişsel kısayollar mantıksız kararlara veya ayrımcı uygulamalara yol açan önyargılara neden olabilir.

Adil olmayan önyargının en yaygın örnekleri, başka bir kişinin ırkı, etnik kökeni, cinsiyeti , din veya cinsiyeti hakkındaki klişe düşüncelere dayanmaktadır . Bu tür önyargı, gerçek dünyaya zararlı sonuçlar doğurabilir.

Kasten önyargılı olmayan insanlar bile, dolaylı önyargılara veya toplumda yaygınlaşmış bir düşüncenin doğruluğunu sorgulamamaktan kaynaklanan önyargılara yol açabilir.

Bilişsel Önyargı

Bilişsel önyargı olarak bilinen bir önyargı kategorisi, yanlış veya mantıksız sonuçlara yol açan tekrar eden düşünce kalıplarıdır. Örneğin, beynin bir düşüncenin doğru olmadığını bildiği halde onu onaylama eğilimi , bu düşünceye aykırı olan gerçekleri görmezden gelmesi ve yanlışı doğru kabul etmek için destek araması, bilişsel önyargıdır. Bilişsel önyargılar, insanların daha hızlı kararlar almasına yardımcı olabilir. Ancak bu kararlar her zaman doğru değildir. Araştırmak ve hatta kendi düşüncelerini ve davranışlarını) değerlendirirken bile, bilişsel önyargıların farkında olmak ve mümkün olduğunda etkilerini hafifletmeye çalışmak önemlidir.

Önyargının Zararları

Önyargı, geçmişten günümüze kişilerin ve toplumların en büyük sorunu olmuştur. Önyargının zararları artarak devam etmektedir.

Örneğin çoğu toplumda “erkek yapabilir, kadın yapamaz” şeklinde bir algı vardır. Bu maalesef toplumsal bir önyargının sonucudur.

Aynı şekilde kadını ve erkeği kutuplaştırmak, kadına erkekten fazla görev ve sorumluluk yüklemek, cinsiyetçi tutumlar önyargının toplumsal zararlarından sayılabilir.

Dil, din, renk, ırk ve hatta ekonomik sınıflandırma gibi kavramlar da toplumsal önyargının zararlarıdır.

Önyargılar önce bireylerde doğar, toplumlara yayılır ve genişlemeye devam eder. Bu açıdan önyargılar bulaşıcı bir hastalık gibi kabul edilebilir.

Bireyler arasında sıkça kullanılan “tüm erkekler aynı” veya “tüm kadınlar aynı” düşünceleri de birer önyargıdan ibarettir. Böyle düşünmek en basit haliyle bile yeni ilişkiler kurmaktan kaçınmaya yol açacaktır.

“Erkekler olmasa kadınlar ne yapar ?” “Kadınlar olmasa erkekler ne yapar?” gibi düşünceler de oldukça yaygın klişe önyargılardandır. Halbuki gerekli olduğunda her iki cinsiyet de birbirinden bağımsız yaşayabilir veya belirli konular da her iki cinsiyet de birbirine ihtiyaç duyar. Bir elmayı iki yarım bütünleştirir. Bu yüzden “bir elmanın iki yarısı ” tabiri bu konuda kullanılabilecek en güzel tabirlerdendir.

Üstü başı kötü durumda olan bireylerin bazı alanlara alınmaması veya kötü muamele görmesi yine kalıplaşmış önyargının neticesidir. Aynı kişi kaliteli bir giyim tarzı ile ortaya çıktığında toplumun bakış açısı ve o kişiye gösterdiği itibar bir anda değişecektir. Bu durum da yoksulların bu dünyada yer edinmesini ve insana layık yaşamasını imkansız kılacaktır. Halbuki bu önyargı kırılsa, imkanı olan kişiler, imkanı olmayana hoşgörü gösterecek ve yardım edecektir. Bu da ekonomik ve sosyal refah düzeyini arttıracaktır.

Önyargının zararları hem önyargıya sahip olanları hem de maruz kalanları yıpratır.